İdari Personel
İ. Ö. Müfettişleri
Bölümler
İlçe MEM
Bilgi Edinme
Okullar ve Kurumlar
Atama ve Tayinler
 
  Blgilendirme
Haberler - Duyurular
İhaleler
İstatistiki Bilgiler
Sınavlar
Genelgeler
Dosyalar
Öğretmenevleri
Şehit Öğretmenlerimiz
Şehir Rehberi
   
   
  İLSİS
İLSİS Kullanıcı Girişi
İLSİS Kişisel Bilgiler
İLSİS Eğitim
   
  İlgili Birimler
Rehberlik Araştırma Merkezi
Haydi Kızlar Okula
Uzaktan Eğitim
   
  Linkler
Milli Eğitim Bakanlığı
Osmaniye Valiliği
M.E.B. Mevzuat Bankası
Başbakanlık e-Mevzuat
Resmi Gazete
T.C. Kimlik No İşlemleri
ÖSYM
 
  M.E.B. Haberleri

 
Osmaniye Milli Eğitim Müdürlüğü
osmaniyemem@meb.gov.tr
Tel : (0328) 814 35 90
Faks : (0328) 814 11 41
Atatürk İletişim Site haritası Ana sayfa
  Şehir Rehberi - OSMANİYE
  >> Osmaniye'den Görünümler << .......... >> Tanıtım Videosu <<  
     
TARİHİ
 

M.Ö. 3000 yıllarından başlayarak bir çok devlet ve beyliğin yaşadığı ve egemen olduğu Ceyhan Irmağı havzası içinde yer alan Osmaniye, Çukurova’nın bereketli topraklarının doğusunu oluşturmaktadır. Kalkolitik ve ilk tunç çağlarında Lelegler adlı kavmin hüküm sürdüğü topraklar, daha sonraları Büyük Hitit Devleti, Asur, Roma, Bizans, Selçuklular ve nihayet Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmiştir.Türklerin Anadolu’yu fethiyle beraber 1080’li yıllarda Osmaniye’ye Ulaşlı aşiretinin yerleştiğini görürüz. Ulaşlı aşiretinin Osmaniye’ye yerleşmesi kuruluşunun başlangıcı sayılabilir.Osmaniye ve bölgesi, Memlük Türklerinin Mısır’da kuvvetlenmesiyle beraber, Memlüklülerin yönetimine girmiş ve 1250-1517 yılları arasında bu devletin hakimiyetinde kalmıştır. Bu hakimiyet esnasında büyük Türk göçleri olmuş, Kınık, Bayat, Yüreğir aşiretleri bölgeyi tamamen Türkleştirmişlerdir. 1277 yıllarında Oğuz boylarından 40 bin Halep Türkmeni Osmaniye’de iskan edilmiştir. 1517-1696 yılları arasında “Kınık Nahiyesi” olarak Payas Sancağına bağlılığı devam etmiş, 1522 yılında Maraş’ta Zülkadiriye eyaletine, daha sonra Halep eyaletine bağlanmıştır. 1840 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde Osmanlılara bırakılmış, Adana eyaletine bağlanmıştır. 1865 yılında Derviş Paşa yöre halkını Hacı Osmanlı köyü civarında iskan etmiş ve Osmaniye kazası olarak teşkilatlandırarak, Payas Sancağı Yarpuz’a taşınınca Osmaniye’de Cebel-i Bereket Sancağı adını almıştır. 2. Meşrutiyet ile Sancak merkezi Osmaniye’ye taşınmış, 1924 yılına kadar bu şekilde devam etmiştir. Cumhuriyet’in ilanı ile vilayet olmuş, 1933 yılında tekrar ilçe olarak idari yapısını sürdürmüştür.Geçirdiği bütün dönemlerde Osmaniye, kavimlerin istilasına ve işgaline uğramıştır. En son 1. Dünya Savaşında İngiliz ve Fransızların işgaline uğramış, Ermenilerle “çete harbi” bastırılmış , bu savaş 7 Ocak 1922’de son bulmuştur.

Bu gün Osmaniye’nin kurtuluş günü olarak her yıl görkemli törenlerle kutlanmaktadır.24.10.1996 tarihinde eski hakkı iade edilmiş ve Osmaniye il statüsüne kavuşmuştur.

     
  COĞRAFYA  
 
Coğrafi Konumu

Osmaniye; Akdeniz Bölgesi’nin doğusunda yer alan, aynı bölgenin iklim özelliklerini taşıyan, batıdan kuzeye doğru Orta Toroslar , doğu ve güneydoğu kesiminde Amanos Dağları ile yükselen, kuzey yarımkürede, 30.00-37.08 kuzey enlemi ile 36.13-36.20 doğu boylamları arasında yer alan , Çukurova’ya has zengin tarım toprakları ve geniş ormanları ile şirin bir ildir. Doğusunda Gaziantep, güneyinde Hatay, batısında Adana, kuzeyinde ise Kahramanmaraş illeri vardır. İskenderun körfezine 20 Km. mesafede olup, etrafını çevreleyen dağlarda irili ufaklı onlarca yayla bulunmaktadır. Dört mevsimin bir gün içerisinde yaşandığı nadir bölgelerdendir. Osmaniye ili merkez sınırları içindeki dağlara coğrafyacılar Amanoslar, halkımız ise Gavurdağları demişlerdir. İlin yüzölçümü 3.222 Km2’dir. Toprakların yaklaşık % 42’si orman ve fundalıklarla, % 39’u ekili, % 2’si diğer arazilerle kaplı olup % 17’si tarıma elverişsiz arazidir. Osmaniye’nin denizden yüksekliği 118 m’dir. İlin merkez sınırları içerisinde kalan bazı dağ ve tepelerin adı ve yükseklikleri ise; Koyunmelen Dağı 2108 m, Kelda Dağı 1900 m, Kösür Dağı 1702 m, Büyük Kösür Dağı 1626 m, Tozaklık Dağı 1616 m, Hacıdağı 1549 m, Honazin Gediği 1086 m, Haçbel Dağı 1426 m, Boğatepe 850 m’dir.

 
Bitki Örtüsü 

Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü Osmaniye’de, yine Akdeniz bitkilerinin tamamına yakınını görmek mümkündür. Topraklarının %42’sini oluşturan orman ve fundalıklardaki flora zenginliği, ilaç firmalarının ilgisini çekmektedir. Örneğin; dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan yöremize has nadir bitkilerden olan Krakos (Çukurova Çiğdemi), Çukurova orkidesi, Çukurova menekşesi ve zakkum bunlardan birkaçıdır. Ağaçlar; Kızılçam, Halep çamı, Karaçam, meşe, selvi, sakızağacı, köknar, sedir, ardıçlar, karaağaç , kızılağaç. Ağaççıklar; pırnal meşesi, sandal, akça kesme, defne, alıç. Çalılar; çırpıntı, sumak, tesbih, murt, melengiç, hayıt, kördiken, yabani zeytin, yalancı sumak, akçakesme, incir, böğürtlen, katır tırnağı, azgan dikeni, dikenlimersin. Sarılıcalar; orman sarmaşığı, gıcır kuşkonmaz ve perpil ( kuş üzümü ). Yıllık Bitkiler; buğdaygiller ve baklagillerin çok çeşitli türleri bulunmaktadır. Ayrık, domuz ayrığı, yabani arpa, yabani yulaf, köpek dişi, ingiliz çimi, yumakotu, kantoron otu, çoban düğmesi, mürdümük, üçgül, yonca, yabani korunga, acıbakla, çiğdem, (orkide) menekşe, sümbül, domuz pıtrağı, ladenler, (pembe veya beyaz çiçekli eğreltiler, yosunlar, nevrazlar, süsenler, civanperçemi).

 
İklimi 

Tipik Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü Osmaniye’de sıcak havanın etkisiyle yayla kültürü çok gelişmiştir. Haziran–Eylül döneminde; Zorkun, Ürün, Fenk, Almanpınarı ve Maksudoğlu yaylasına büyük göçler olur. Yıllık ortalama sıcaklık 19 oC, yıllık yağış ortalama 76.1 mm./m. olup nisbi nem oranı % 77’dir.

 
Su Kaynakları 

Bütünüyle Çukurova yöresinin özelliklerini taşıyan Osmaniye’de, su kaynaklarının önemi çok fazladır. Yılda üç kez ürün alınan toprakların suya olan ihtiyacını nehirler önemli ölçüde karşılamaktadır. Taşıdıkları alüvyonlarla meydana getirdikleri verimli tarım toprakları , nehirlerin önemini bir kat daha arttırmaktadır. Osmaniye çevresi su kaynakları bakımından zengin bir ildir. Topraklarından geçen Ceyhan nehri ve bu nehir üzerine inşa edilmiş bulunan Aslantaş Barajı hidroelektrik santralı, kanallarla ilin topraklarını büyük kısmının sulanmasında kullanılmaktadır. Aslantaş Barajının haricinde Berke Barajı’da vardır. İl sınırları içerisinde doğan ve ilden geçen bazı akarsular; Ceyhan, Savrun, Sumbas, Hamus, Kesiksu, Karaçay ve Sabun çayıdır. Bu akarsular üzerinde Aslantaş, Berke, Mehmetli ve Kalecik önemli barajlarıdır.

 
Nüfus Dağılımı

1997 yılı nüfus sayımına göre toplam nüfusu 428.349 kişidir. Nüfusun 287.268’i şehirde (% 67) ve 141.081’ i köylerde (% 33) yaşamaktadır. Merkez ilçe nüfusu 155.600 olup, nüfus yoğunluğu kilometrekareye 141 kişidir. Nüfus artış oranı ise % 0,13.9’dur. İl genelinde 6 ilçe, 3 bucak, 166 köy, 11 belediye, 104 mahalle mevcuttu

     
  TARİH - TURİZM  
 
Kültür ve Turizm

Osmaniye; görülmeye değer tarihi, arkeolojik ve turistik yerleri ile, E –5 ve D-400 Devlet Karayollarının kesiştiği, Haydarpaşa-Bağdat Demiryolunun üzerinde önemli bir konuma sahiptir.Aynı zamanda Akdeniz’e 20 Km, en uzak yaylaya ise 25 Km uzaktadır. Osmaniye il sınırları içinde, M.Ö. 312 yılarında Selefküsler tarafından kurulmuş olan Bodrum kalesi Kastabala (Hierapolis) şehri ile Romalılardan kalma Hemite Kalesi bulunmaktadır. Ören yerleri olarak; Kınık şehri (Öranşar Kalıntıları), Akyar köyünde Romalılardan kalma susuz bir kuyu, Fakıuşağı köyünde 50 kadar mağara, Osmaniye’nin ilk kuruluş yerinde eski iskana ait bina kalıntıları, Samseki civarında Teknetaş öreni, Ürün yaylasında Arap çukuru, Delitop’ un kurulduğu yer olan Karatepe (Milli Park alanı içerisinde ve açık hava müzesidir), Yarpuz merkezinde Issızca Kalesi, tarihi hamam kalıntıları, Domuz dağının tepesinde Cafer-i Tayyar Türbesi, Tüysüz köyünde curuf kalıntıları ve gözenekli leçelik bulunmaktadır.

 
BODRUM KALESİ- KASTABALA (HİERAPOLİS) ŞEHRİ

Osmaniye iline 15 km uzaklıktaki Kesmeburun köyü ve Bahçe köyü sınırları içinde kalan, yörede Bodrum Kale olarak anılan Hierapolis-Kastabala (Ören Yeri ) MÖ 1.yy'da yerel bir kral olan Tarkondimotes'un krallık başkentiydi. Tarkondimotes, Octavianus'a karşı savaşan Marcun Antonius'un tarafında Actium deniz savaşında ölmüştür. Octavianus'un Roma imparatorluğunu kurmasından sonra kent halkı affedilmiş ve Auguston'un ölümünden önce de kent imparatorluğa dahil edilmiştir. Merkezi Kastabala' da bulunan ana tanrıça Artemis kültü ve bu kültün tapınağı nedeni ile kent antik devir din tarihinde büyük rol oynadı. Her yıl düzenlenen kült törenlerine Ceyhan nehri (Pyrames) kıyısında bulunan bir çok kent katılmaktaydı. Bu kült törenlerinin en önde gelen özelliği rahibelerin kor haline gelmiş kızgın kömürler üzerinde çıplak ayaklarıyla yürümeleriydi. Kent, imparator Valerian döneminde Hierapolis-Kastabala ya da "Pyramen" kenarındaki "Hierapolis" adıyla da anılmaktaydı. MS 260 yılında Sasani kralı 1.Şapur tarafından ele geçirildi. Erken Bizans devrinde Kastabala'lı akrobatların ün saldığı bilinmektedir. 5.yy. başlarında Bizans İmparatorluğuna baş kaldıran İsauralı Balbines tarafından ele geçirilen kent, kısa bir süre sonra Anazarbos (Anavarza) metropolüne bağlandı. Kent 431'de Efes'te yapılan konsile katıldı. MS 525 ve 561 yıllarında meydana gelen iki şiddetli depremden önemli ölçüde etkilendi. Müslüman Arap ve Türk akınlarıyla bir kaç kez el değiştiren ve orta çağda yalnız kalesinde oturulan Kastabala, 14.yy.da Ramazanoğullarının eline geçtiği zaman tamamen terk edilmiş durumdaydı. 1978 yılında müze uzmanlarınca sütunlu yol ve tiyatroda yapılan temizlik çalışmaları esnasında tiyatronun orkestra ve cavea kısımları meydana çıkarıldı. Halen düzenlenmesi yapılmamıştır. Kastabala' nın oldukça iyi durumda günümüze ulaşan antik yapı kalıntıları arasında en önemlisi hiç şüphesiz sütunlu caddesi ve 5000 seyirci kapasiteli tiyatrosudur. Bunun yanı sıra 6.yy. Bizans dönemine tarihlenen ve Roma yapılarından devşirme malzeme ile inşa edilmiş olan çokgen apsisli iki kilise, 13 .yy. da Haçlı seferleri esnasında yapılmış olan kale, Roma hamamı, stadyumu, kentin dört bir yanını çevreleyen nekropolleri (Kaya oyma ve anıt mezarları) kentin yaklaşık 5 km kuzey - doğusunda Ceyhan nehri üzerindeki akuadük (su kemeri) kalıntısıyla Kastabala, Osmaniye'nin ve yörenin en önemli ören yerlerindendir.

 
KARATEPE-ASLANTAŞ KALESİ

Karatepe-Aslantaş kalesi ( Ören Yeri ), Son Hitit döneminde, MÖ 8. yy' da kendisini Adana Ovası Hükümdarı olarak tanıtan Asativatas tarafından, Andırın ovasına (Bugünkü Aslantaş baraj gölü) hakim, doğal bir tepe üzerine kurulmuştur. Altı , taş temel, üstü kerpiç, burçlarla donanmış bir kale du-varı ile çevrilmiştir. Kale içinde hükümdarın yazlık av köşküne, hizmetlilere, askerlere, atlara ait binalarla, depolara ait taş temel kalıntıları açığa çıkartılmıştır. MÖ 720 ya da 680'de Asur saldırısına uğramış, yakılıp yıkılmış, toprak ve bitki örtüsü altında kalmıştır.

 
TOPRAKKALE KALESİ

İlk yapıldığı tarih bilinmeyen Toprakkale, Abbasiler döneminde Harun Reşit'in Çukur-ova'yı fet-hinde (786) Haruniye kalesi ile birlikte siyah taş kullanılarak yeniden yapılmıştır. Abbasiler "Al-Kenisa-Tüs Savda:Kara Kilise", Hamdaniler (10 yy.)"Tel-Hamdün adını vermişlerdir. kaledeki beyaz taş dekorasyon ve yuvarlak formlu mazgal delikleri Memlük dönemi mimarisi üslubundadır. Kale 1517'den sonra Osmanlı döneminde bir süre kışla olarak kullanılmış ve terk edilmiştir. Kale yığma tepe üzerine inşa edilmiştir. Osmanlılar "Kınık Kalesi" demişlerdir. Toprakkale;Çardak, Bodrumkale, Hemite, Anavarza ve Tumlu kalelerinin görüş ve kontrol alanı içindedir. Bu kale, Osmaniye'ye 7 km'lik asfalt yolla bağlıdır. 1960'lı yıllarda restore edilmiş ve çevresi kıs-men ağaçlandırılmıştır.

 
KAYPAK (SAVRANDA) KALESİ

Osmaniye'nin doğusunda, Kaypak yolu üzerinde 30 km'lik asfalt yol ile bağlıdır. Kalecik barajının yanında yer almaktadır. Kalenin çevresi 800 metredir. Dikdörtgen biçiminde olup surları 7-10 metre, burçları ise 8-10 metre yüksekliktedir. 12 burcu ve kulesi vardır. Kale Romalılardan kalmadır. Osmaniye'den Gaziantep' e giden transit yolun 30. km.den sağa sapıp Kaypak bucağına giderken yolun kenarında tatlı bir eğimle akan Kaypak çayının güney sırtlarında inşa edilen kalenin çevresi 800 metre kadardır. Araziye uydurularak dikdörtgen biçimde kurulmuştur. Güney doğu-kuzey ve batı yönlerini Kaypak çayının keskin yamaçlarına, doğusunu sert kalkerli kayaların dikleşen böğrüne dayayarak o taraflardan gelecek tehlikeleri bu şekildeki tabii sütrelerle önlemiş bulunmaktadır. Bütün gücünü gü-neydeki bir noktaya veren Savranda kalesi bu yöndeki sur ve burçları aşılması güç denecek derecede yükseltilmiştir. Bu sebeple kaleye açık bulunan tek kapısından girilir. Tabandan itibaren kayalar üzerin-den oyulan merdivenler bu kapıya kadar yükselir. Etrafında müdafaa suru veya hendeği yoktur. Kale içerisindeki düzlük çam ağaçları ile kaplıdır. Kale meydanında su sarnıçları, bina kalıntıları vardır. Güneyden kuzeye doğru girişin devamı olan ince bir yol uzanır. Kuzeye bakan surun dibinde 2 metre tabii sütreli bir geçit, Kaypak çayına kadar iner. Burçların içleri boş, ikişer katlıdır. Hepsinin altından kale meydanına açılan kapılar bulunmaktadır. Surun üzerinden geçen yol, burç-ları birbirine bağlamıştır. Çamların arasından fışkırırcasına yükselen kale, tabiat güzellikleri ortasında görülmeye değer bir durumdadır. Ortaçağ kalelerindendir. Bir çok defa yenilenmiştir.

 
HEMİTE KALESİ (GÖKÇEDAM KÖYÜ)

Osmaniye'nin 20 km kuzey batısında bulunan Hemite kalesi, il merkezine asfalt yolla bağlıdır. Ceyhan nehrinin kenarında, sarp bir tepe üzerinde kurulmuştur. Üç kemerli, yontma taştan yapılmıştır. İkişer katlı 20 burçtan ibaret surlar; 8-10 metre yükseklikte ve 1500 metre uzunluğundadır. Romalılar dan kalan tiyatro, saray, tapınak ve hamam kalıntıları dış surların içindedir.

 
ÇARDAK KALESİ
Osmaniye'nin doğusunda ve 6 km'lik uzaklıktadır. Kale, Çardak köyünün üst tarafında 200 metrelik sarp bir tepe üzerindedir. Çardak köyünden yaya olarak gidilebilir. Kale, dikdörtgen biçimin-de ve 10 burçludur. Romalılardan kalma bir kaledir.
 
BABAOĞLAN KALESİ

Ovada, aynı adlı köyün hakim bir tepesi üzerindedir. ''Ata binmiş süvari'' Kabartması nedeniyle kalenin Hierapolis-Kastabala kentinin kurucusu ve kralı Tarkondimotos tarafından M.Ö.39'da yaptırıldığı sanılmaktadır.

 
DİĞER KALELER

A - Kötü Kale : Gebeli mahallesinde, doğuda 1 km uzaklıktadır.

B - Dereobası Kalesi : Dereobası köyü merkezinde, güneyinde küçük bir kale ve doğusunda ikinci bir kale vardır

C - Mitisin Kalesi : Zorkun merkezine yaklaşık 2 km uzaklıkta ve kuzeydedir. Mitisin yay lasından sonra yürüyerek gidilir.

D-Fenk Kalesi : Zorkun yolunda, Olukbaşı yaylasını geçince, sol tarafta yaklaşık 3 Km. uzaklıktadır. Her türlü araçla gidilebilir.

E-Karakışla Kalesi : Osmaniye şehrinin güneydoğusunda, eski Hurma köy yerine 6 Km uzaklıktadır.

F- Kırıklı Kalesi : Osmaniye merkezinin doğusunda ve Kırıklı köyündedir.

 

Korsan Kenti

Nur dağlarında, Küllü Köyünün batısında tek çıkışı olan çok sarp ve geniş bir tepenin üzerindedir. Çok sayıda sarnıç olması nedeniyle halk arasında buraya sarnıç denilmiştir.Kilikya valisi Çiçeron'un verdiği bilgiye göre Roma İmparatorluğunun kuruluş yıllarında M.Ö. 1. y.y.de kendilerine (Özgür Kilikyalılar) adını veren Selefkos korsanlarının kurduğu kenttir. Adına da (pindenissium)denilmiştir. Antik devirde İsos limanına gelen gemileri soyan korsanlar sonra da buraya kaçıyor ve saklanıyorlardı. Kentin nekroholü 3 km güneyindeki(Gavurören)adı verilen kaya oyma mezarlardır. Sarnıç'a ve Gavurörene Küllü'den sonra yaklaşık 2 km kadar bir patika yoldan ulaşılmaktadır. Yaylaları Çukurovada ve Osmaniyede yaylacılık geleneği ve buna bağlı olarak yayla trizmi çok yaygındır. Yaz aylarında 40C'yi geçen hava sıcaklığı nedeniyle halk 2100m'ye kadar ulaşan yükseklikdeki doğa güzelliği ve zenginliği nedeniyle (Botanik bahçesi) gibi olan dumanlı dağlara, Torosların Çukurova'ya bakan yamaçlarındaki yaylalara çıkarlar.

 
OSMANİYE-KARATEPE-ASLANTAŞ GEÇ HİTİT KALESİ

Karatepe-Aslantaş; Adana (bugün Osmaniye) İli, Kadirli İlçesi sınırlarında M.Ö. 8. yüzyılda, yani Geç Hitit Çağında, kendisini Adana Ovası hükümdarı olarak tanıtan Asativatas tarafından, kuzeydeki vahşi kavimlere karşı bir sınır kalesi olarak kurulmuş, Asativadaya diye adlandırılmıştır. Kalenin batısında, güney ovalardan Orta Anadolu yaylasına geçit veren bir kervan yolu, doğusunda Ceyhan Irmağı (Pyramos), bugün ise Aslantaş baraj gölü yer almaktadır. Yüksek kulelerle donatılmış T-biçimli anıtsal iki kapı binası kale içine açılıyordu. İki kule arasından, üstü açık bir geçitten sonra bir eşiğin arkasında bazalttan mil yatakları içinde dönen anıtsal ahşap bir kapı aşılarak bir sahanlığa, bunun yanında iki yan odaya, gene sahanlıktan da kale içine giriliyordu. Güneybatı kapı binasının iç tarafındaki kutsal alanda çifte boğa kaidesi üstünde Fırtına Tanrısı'nın boy heykeli yer alıyordu. Kapı binalarının iç duvarları bazalt bloklara işlenmiş arslanlar, sfenksler, yazıtlar ile günün inanç ve yaşayışını sergileyen kabartmalardan oluşan duvar kaplamaları ile donatılmıştır. Bugüne kadar bilinen Fenike ve Hiyelogrif (Luvca) yazı sistemlerindeki en uzun çift dilli metin birer kere her iki kapı binasına; Fenikece 3. bir örneği de kutsal heykel üzerine işlenmiştir. Böylelikle, Fenike metninin okunabilmesi sayesinde, henüz tam anlamıyla çözümlenmemiş olan, Anadolu'da M.Ö.2.bin yılının başlarına kadar geri giden hiyerogliflerin nihai çözümüne olanak sağlayan bir anahtar ele geçmiş oldu. İşte bu yüzdendir ki Karatepe-Aslantaş yazıtları Mısır hiyerogliflerinin okunmasını sağlayan ünlü Rosetta taşına benzetilmiş, uluslararası bir üne kavuşmuştur. M.Ö. 2. bin yılda Anadolu'ya hakim olan, başkenti bugünkü Boğazköy (tarihsel Hattuşaş) olan Hitit İmparatorluğu M.Ö. 1200 yıllarında "deniz kavimleri" baskını sonucunda parçalanıp dağıldıktan sonra, Torosların güneyinde Malatya, Sakçagözü, Maraş, Kargamış, Zincirli gibi bazı krallıklar kurulmuş, bunlar daha sonra, çeşitli aşamalarda Asurluların eline geçmiş yağmalanmışlardır. Asativatas'ın hükümdarlığı işte bu döneme rastlar. Kurduğu kale de büyük olasılıkla Asurlular tarafından M.Ö. 720 sıralarında Salmanasar V, ya da M.Ö. 680 yıllarında Asarhaddon tarafından yakılıp yıkılmış ve terkedilmiştir.

 
Astivatas'ın Seslenişi
Ben gerçekten Asativatas'ım
Güneşimin adamı, Fırtına Tanrısı'nın kulu
Avariku'sun büyük kıldığı, Adanava hükümdarı
Beni Fırtına Tanrısı Adanava kentine ana ve baba yaptı ve Adanava kentini ben geliştirdim
Ve Adanava ülkesini genişlettim, hem gün batısına, hem de gün doğusuna doğru.
Ve benim günümde Adanava kentine refah,tokluk, rahatlık tattırdım, ve Pahara depolarını doldurdum
Ata at kattım, kalkana kalkan orduya ordu kattım, herşey Fırtına Tanrısı ve Tanrılar için,çalımlıların çalımını kırdım.
Ülkede kötü olanları ülke dışına attım
Kendime bey konakları kurdum, soyumu rahata kavuşturdum ve baba tahtına oturdum, bütün krallarla barış kurdum.
Krallar da beni ata bildiler, adaletim, bilgeliğim, ve iyi yüreğim için.
Bütün sınırlarımda güçlü kaleler kurdum, kötü kişilerin, çete başlarının bulunduğu sınırlarda;
Mopsos evine boyun eğmeyenlerin hepsini ben , Asativatas, ayağımın altına aldım.
Buralardaki kaleleri yok ettim, kaleler kurdum ki Adanavalılar rahat ve huzur içinde yaşaya.
Gün batısına doğru benden önceki kralların alt edemediği güçlü ülkeleri alt ettim.
Ben Asativatas, bunları alt ettim, kendime kul ettim ve onları ülkemin gündoğusuna doğru, sınırlarımın içine yerleştirdim.
Ve günümde Adanava sınırlarını gün batısına, gerekse gün doğusuna doğru genişlettim.
Öyle ki, önceleri korkulan yerlerde, erkeklerin yola gitmekten korktukları ıssız yollarda, günümde kadınlar kirmen eğirerek dolaşmaktadır.
Ve benim günümde bolluk, tokluk, rahat ve huzur vardı.
Ve Adanava ve Adanava ülkesi huzur içinde yaşıyordu.
Ve bu kaleyi kurdum ve ona Asativadaya adını vurdum,
Fırtına Tanrısı ve tanrılar beni buna yönelttiler, ta ki bu kale Adana ovasının ve Mopsos evinin koruyucusu olsun.
Günümde Adana ovası topraklarında bolluk ve huzur vardı,
Adanava'lılardan günümde kılıçtan geçen kimse olmadı.
Ve ben bu kaleyi kurdum, ona Asativadaya adını vurdum.
Oraya Fırtına Tanrısı'nı yerleştirdim ve ona kurbanlar adadım; yılda bir öküz, çift sürme zamanı bir koyun, güzün bir koyun adadım.
Fırtına Tanrısını takdis ettim, bana uzun günler, sayısız yıllar ve bütün kralların üstünde büyük bir güç bahşetti.
Ve bu ülkeye yerleşen halk öküz, sürü, bolluk ve içkiye sahip oldu, dölleri bol oldu, Fırtına Tanrısı ve tanrılar sayesinde.
Asativatas'a ve Mopsos evine kulluk ettiler.
Ve eğer krallar arasında bir kral, prensler arasında bir prens, hatırı sayılır bir insan Asativatasan'ın adını bu kapıdan siler, buraya başka bir ad yazar, bunun ötesinde bu kente göz diker ve Asativatas'ın yaptırdığı bu kapıyı yıkar, yerine başka bir kapı yapar ve ona kendi adını vurursa, aç gözlülük, kin ya da hakaret amacıyla bu kapıyı yıkarsa, o zaman Gök Tanrısı, Yer Tanrısı ve Evrenin Güneşi ve bütün tanrıların gelen kuşakları bu kralı, bu prensi ya da hatırı sayılır kişiyi yeryüzünden sileceklerdir.
Yalnızca Asativatas'ın adı ölümsüzdür, sonsuza dek,
Güneşin ve Ayın adı gibi.
     
  YAYLALAR  
 
Zorkun Yaylası

Osmaniye'nin güneydoğusunda, Nurdağı eteğinde bulunan bu yaylalar, Zorkun yaylası yolu üzerine kurulmuş olup, toplam 26 km asfalt yolla ulaşılır. Yolun l2. km' sinde bulunan Ürün Yaylası'nın ulaşımı kolaydır. Sayfiye yeri olarak da kullanılan Olukbaşı yaylasından Osmaniye'yi seyretmek mümkündür. 16. km' de bulunan Olukbaşı Yaylası, çok şirin, çam ağaçları arasında, tamamen ahşap yayla evleri ile kurulmuştur. Zorkun Yaylası ise çok geniş bir tabana yayılmıştır. Çam ve ardıç ağaçları içerisine kurulmuş olan yaylada, ahşap yayla evlerinin yanında çok değişik mimari tarzda yapılmış villalar ve diğer evlere de rastlamak mümkündür. Halkın yoğun olarak rağbet ettiği yaylada; bakkallar, kır kahve ve lokantaları, kasap, manav, fırınlar bulunmakta olup, yaz aylarında seyyar Sağlık Ocağı ile Jandarma Karakolu görev yapmaktadır. Yayla mevsiminde, Zorkun ve yakın yaylalarla birlikte bölgenin nüfusu 100.000 civarında olmaktadır. Osmaniye merkezi ile Zorkun yaylası arasında belediye otobüsü, minibüs ve taksiler yolcu taşımacılığı yapmaktadır.

 
Alman Pınarı

Hasanbeyli ilçesine 4 km uzaklıkta bulunan yaylaya, asfalt yolla ulaşılmaktadır. Bu bölgenin en eski yaylalarından olan Alman Pınarı, bağlar ve bahçeler arasında kurulmuştur. Kır kahve ve lokantaları ile bakkal ve fırınların hizmet verdiği yaylada kamp kurarak piknik yapılabilir.

 
Maksutoğlu Yaylası

Kadirli-Andırın-Kahramanmaraş karayolunun 12 km' sinden kuzeye (sola) dönülerek (Akarca Yaylası) 33 km stabilize yolla ulaşılır. (Toplam 45 km ) Yaz aylarında günün belli saatlerinde Kadirli'den minibüs, midibüs ve jeeplerle gidilebilir. Akarca yaylasından sonra güzel manzaralı 33 km'lik stabilize yol üzerinde; Akarca Yaylası, Koçlu (Avluk) Köyü, Paşaoğlu Yaylası, Yoğunoluk (Katıralağı) Köyü, Değirmendere ve Tahta gibi yayla köyleri de bulunmaktadır.Altyapısı kısmen tamamlanmış olan yaylada; elektrik ve telefon olup, kır kahveleri, bakkallar, kasaplar, et yemekleri sunan küçük lokantalar ve özel doktorlar hizmet vermektedir. Yöre halkının temiz ve serin havasından yararlanmak için çıktığı yaylanın çevresi tamamen sedir ve köknar ormanları ile çevrilidir. Yaylada yöresel ahşap yayla evleri ile son yıllarda yapılan betonarme binalar, elma, armut, kiraz, vişne ve ardıç türü ağaçlarla içiçedir. Maksutoğlu yaylasından başlayıp Çardak-Gürlevik-Turna-Söğütoluğu-Dokurcun Beyoluğu Çığşar yaylalarından geçerek Savrun Çayı'nın doğduğu Yedigözler mevkiini de içine alan, ünlü yazar Yaşar Kemal'in İnce Memed romanına konu olan bu yaylalar doğa ile baş başa, çok sayıda çiçek, böcek ve kuş türünü inceleyerek yaya (treking) iki günde gezilebilir. Kamp kurup, piknik yapılabilir.

 
Beyoğlu Savrungözü Yaylası

Toros dağlarının kuzeydoğu uzantısı olan Dibek Dağları'nın eteklerinde bulunan ve 65 km stabilize yolla ulaşılan yaylalar, tamamen ardıç, köknar, sedir ağaçları, vahşi kayalıklar, yüksek dağ çayırları ile rengarenk kır çiçeklerinin açtığı doğa mozayiğidir. Kayalıklarında yırtıcı kuşların (kartal şahin, doğan) uçuştuğu, ünlü yazar Yaşar Kemal'in roman kahramanı İnce Memed'e hem sığınak hem de mezar olan bu yaylalarda gök mavisi çiçek açan çakır dikenlerini görerek fotoğraflarını çekebilirsiniz. Savrun Çayı kıyısında kurulan yaylalarda elma, armut, kiraz, vişne ve dut meyvelerinin en lezzetlileri yetişmektedir.Yaylalarda, billur gibi temiz soğuk suların aktığı pınar başlarında kamp kurarak, Çığşar yaylasında bulunan Deli Öbek ve Harmankaya denilen kütle kayalara tırmanılabilir

 
Sumbas-Bağdaş Yaylası

Sumbas ilçesinde,orman içinden geçen güzel manzaralı 57 km stabilize yolla ulaşılan Bağdaş yaylası, iki tepe arasında kurulmuştur. Yaylanın çevresi çam, ardıç, köknar ve sedir ormanları ile kaplıdır. Elektrik, kır kahveleri ve bakkalların bulunduğu yaylada, yörenin yayla mimarisine uygun ahşap ve taş malzemeden yapılmış yayla evleri bulunmaktadır. Yaylada kamp kurup piknik yapılabilir.

 
Kadirli-Almacık Yaylası

Almacık yaylası; Bağdaş yaylasına 4 km mesafede bir tepe yamacına kurulmuş ve orman ile iç içe şirin bir yayladır. Yaylalara yaz aylarında minibüs ve midibaslarla gidilebilir.

 
Kadirli-Beyoğlu-Savrungözü-Dokurcun ve Çığşar Yaylaları

Toros dağlarının kuzeydoğu uzantısı olan dibek Dağlarının eteklerinde bulunan ve 65 km stabilize yolla ulaşılan yaylalar, tamamen ardıç, köknar, sedir ağaçları, vahşi kayalıklar, yüksek dağ çayırları ile rengarenk kır çiçeklerinin açtığı doğa mozayiğidir. Kayalıklarında yırtıcı kuşların (kartal şahin, doğan) uçuştuğu, ünlü yazar Yaşar Kemal'in roman kahramanı İnce Memed'e hem sığınak hem de mezar olan bu yaylalarda gök mavisi çiçek açan çakır dikenlerini görerek fotoğraflarını çekebilirsiniz. Savrun çayı kıyısında kurulan yaylalarda elma, armut, kiraz, vişne ve dut meyvelerinin en lezzetlileri yetişmektedi

     
Milli Eğitim Bakanlığı
Atatürk
Eğitime %100 Destek
Bilgisayarlı Destek
Akıllı Adımlar
Yaşasın Okulumuz
Haydi Kızlar Okula
e-Mezun
Bilgiye Erişim Portalı
Skool
Eğitim Haber Portalı
TTKB Öğretmenler Portalı
Ulusal Ajans
© Her hakkı saklıdır 2006
Tavsiye edilen çözünürlük : 1024 * 768
Osmaniye M.E.M Bilgi İşlem